30 Mayıs 2015 Cumartesi

Tokat Etkisi

Derin bir ormandayım.
Rüzgar, yaprakları hışırdatıyor.
Yapraklar bedenime değerken,
Yüreğim ürperiyor.
Uzaklardan kulağıma ezan sesi geliyor.
Ard arda iki kere, "Eşhedü en lâ ilâhe İllAllah"

Ürpermem iki katına çıkıyor.

Rüzgar da tokat etkisi yaratıyor.
Tüyler şaha kalkmış
Korku, etten kemikten birer vücüda bürünmüş yanımdan yürüyor.
Selamlaşıyoruz.
Belli ki eşlik edecek bana.
Utanıyorum.
Korkuyorum ki utanmamda yanımda beliriverecek.
Neyseki belirmiyor.
Korkuyla utanma bir olmuş namaz kılmadığım her zaman için beni daha da derinliklere götürüyor.
Yüzüm yok,
Teyemmüm alıp Rabba doğrulmaya.
Şu koca ormanda
Korku, utancım ve ben ilerliyoruz.
Derindeki  ses yine kulaklarımda çınlıyor. "Hayye ale's-salâh",
"Hayye ale'l-felâh"

Beni kurtuluşa çağırıyor.

Bu derin ormandan feraha çıkmam isteniyor.
Onca zamanın kaybı da yanıma geliyor. "Geç değil! " diyor.
Korkum, utancım,  zaman kaybım ve ben aydınlığa doğru yavaş yavaş yürüyoruz.
Orman dünyam, korku vicdanım, utanç imanım, zaman kaybım da günahlarım.
Esselamun aleyküm.

Not: Bu blogta kullanılan bütün fotoğraflar şahsıma aittir. 
Sevgiler! :)

29 Mayıs 2015 Cuma

Hakiki Ben



Uyandım. 
Çay koyup bi güzel dilimi yaktım.
Dilimin ucu sızladı. 
Böyle basit kelimelerden ibaretti hayat. 
Çay içtim. Dilim yandı. 
Yaşıyorum.
Bir yandan ölüyorum. 
Dünya uğruna çalıştığım ne varsa
Birer birer hesabını ödeyeceğim. 
Yaşıyoruz. 
Bir yandan ölüyoruz.
Görünüşlerle ideler arasında uçurumun en başındayız. 
Hakiki ben hangisiydi. 
Hepsi birbirine benziyor.
Ayırt edemiyorum. 
Bakıyorum fakat göremiyorum. 
Ölüme yaklaşırken, metanetimi koruyamıyorum. 
Allah rızası için yapmadıklarım sıraya girmiş ölümümü bekliyor. 
Hesap soracaklar. 
Hazır değilim. 
Kendime güvenemiyorum. 
Fiziksel dünyada Gencebay dinliyorum. 
Metafizik evrende bir hiçim. 
Eriniyorum ve çare bulamıyorum. 
Her neyse
İronilerimi de alıp hayal dünyama geri dönüyorum.


Not: Bu blogta kullanılan bütün fotoğraflar şahsıma aittir. 
Sevgiler! :)



9 Mayıs 2015 Cumartesi

Senkronize Hayaller

Işıklar dans ediyor.
Hissediyorum.
Sarılar ve yüzümün tüm hücrelerini senkronize hâlde aydınlatıyorlar.
Işık aydınlatamadığı her kör nokta için kahır çekiyor.
Yüzüm ışığa aç.
Çok mesudum.
Yanımda dost.
Sanki başkası yokmuş gibi otobüste.
Kafamı sola çevirip dosta bakıyorum. Kaç yolculuk bu seninle?
Çok mesudum.
Yolculuk iliklerime kadar işlemiş,
Bloğa yazıyorum.
Telefonun ışığı suni bir aydınlık katıyor çehreme.
Hemen şu yazıyı yazıp yayınlasam,
Işığın dansı yüzüme yansırken gözlerimi kapatıp huzur bulsam.
Şşşşşş...
Hissedebilirsiniz.
Ben hissediyorum. Zaman aleyhime işlerken güzel işler çıkaracağım hissediyorum.
Şu anda.
Evet tam şu anda otobüsü ayakta tutan tekerlekler misali hayallerim.
Beni hayatta tutan. Beni heyecanlandıran ve farklı kılan.
Şimdi sola bakıyorum.
Issız tarlalar. Günü bekliyorlar.
Her zaman böyle umutlu olmam.
Adımı yaşar; geceyi, hüznü severim.
Ama bu gece değil.
Bu gece olmaz hüzün.
Bu gece olmaz.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Siftah

Giriş
Herkese merhaba.
İlk yazımın vermiş olduğu çekingenlikle siftahımı yapıyorum.
Haziran 2014 te blog açıp Mayıs 2015 te yazı yazmaya başlamak bekleme sürecimin çokta kolay verilmediğini gösteriyordur sanırım.  :)
Her karar kolay verilmiyor. Biraz cesaret biraz zaman biraz özgüven ve ta ta ta tamm karşınızdayım! :)


Gelişme
Müsadenizle kısaca kendimi tanıtayım. Ben Esra Aksu. Namıdiğer esistagram! :) Kasım 94 doğumlu Omü 2. Sınıf felsefe öğrencisiyim. Rizeliyim ve deli gibi fotoğraf çekmeyi seviyorum. (fotoğraflarımı merak edenler için buyrun https://instagram.com/esistagram/)
Hobilerim arasında alışılmışlığın dışında birsürü şey var. Şimdilik burayı es geçiyorum. Hihihih.

Bu blogda ne okuyacağız?
Bu blogda bol saçmalama, bol ironi, bir hayat dolusu absürtlük, biraz gerçek, biraz hayal, oldukça hüzün, azcık mutluluk ve olmazsa olmaz dil bilgisi hataları.
Elimizdeki malzemelerin süslemesi için ise severek çektiğim fotoğraflar!:)
Baştan başa konuşalım da aman bu ne saçmalıyor demeyin.

Sonuç
Velhasıl ben yazı yazmaya, rahatlamaya geldim. Neticede her yazı bir başkası okunsun diye yazılır. Misyonumun aretası yaptığım bu fikirle ajandalara hapsedilmiş yazıları burada canlandırmaya geldim. Hoş mu geldim ne yaptım zaman gösterecek.
Ama siz pek hoş geldiniz. :)