Rüzgar, yaprakları hışırdatıyor.
Yapraklar bedenime değerken,
Yüreğim ürperiyor.
Uzaklardan kulağıma ezan sesi geliyor.
Ard arda iki kere, "Eşhedü en lâ ilâhe İllAllah"
Ürpermem iki katına çıkıyor.
Rüzgar da tokat etkisi yaratıyor.
Tüyler şaha kalkmış
Korku, etten kemikten birer vücüda bürünmüş yanımdan yürüyor.
Selamlaşıyoruz.
Belli ki eşlik edecek bana.
Utanıyorum.
Korkuyorum ki utanmamda yanımda beliriverecek.
Neyseki belirmiyor.
Korkuyla utanma bir olmuş namaz kılmadığım her zaman için beni daha da derinliklere götürüyor.
Yüzüm yok,
Teyemmüm alıp Rabba doğrulmaya.
Şu koca ormanda
Korku, utancım ve ben ilerliyoruz.
Derindeki ses yine kulaklarımda çınlıyor. "Hayye ale's-salâh",
"Hayye ale'l-felâh"
Beni kurtuluşa çağırıyor.
Bu derin ormandan feraha çıkmam isteniyor.
Onca zamanın kaybı da yanıma geliyor. "Geç değil! " diyor.
Korkum, utancım, zaman kaybım ve ben aydınlığa doğru yavaş yavaş yürüyoruz.
Orman dünyam, korku vicdanım, utanç imanım, zaman kaybım da günahlarım.
Esselamun aleyküm.
Not: Bu blogta kullanılan bütün fotoğraflar şahsıma aittir.
Sevgiler! :)


