Her yazı bir başkası okunsun diye yazılır. Misyonumun aretası yaptığım bu fikirle ajandalara hapsedilmiş yazıları burada canlandırmaya geldim. Hoş mu geldim ne yaptım zaman gösterecek. Ama siz pek hoş geldiniz. Blogta kullanılan tüm fotoğraflar şahsıma aittir.
4 Haziran 2015 Perşembe
İmansız yastık
Ne zamandır halleşmiyor, birbirimize açılmıyorduk.
Belkide konuşabilseydim, omzum olsa ona uzatabilseydim ya da gözlerim olsa ona insan gibi bakabilseydim.. Ne bileyim duvar olan halden anlar.
Her yattığında sırtını bana dönüyor.
Gücenecek değilim elbet ama sağım görüyorken solum mahrum kalıyor.
Bazen sırtını bana dayıyor,
Vücudunu bile hissedemiyorum,
İmansız yastık araya giriyor.
Duvarın daha sıcak olası geliyor.
Bu soğukluk hep araya giriyor.
Ama biliyorum, en çok beni seviyor.
Tavanlada dertleştiği oluyor ama en azından sırtını bana dayıyor.
Sırt önemli.. Destek alıyor.
Ah ellerim olabilseydi saçını bir kere okşayabilseydim.
Burnum olsaydı onu koklayabilseydim.
İnsan dört duvar arasında yaşar elbet. Bende bu dördünden sağ olanıydıım.
Hani hep sırtını dönüp uyuduğu.
Sizin sağınız hangisi bilmem ama benim tüm yönlerim ona çıkıyor.
Gözlerinde acı var, bu onda sık sık görülüyor.
Hiç eksik olmuyor çehresinden.
Ah keşke dilinden anlayabilseydim.
Sürekli bana bir şeyler fırlatıyor.
Alınıp güceniyorum ama sorunu bir türlü çözemiyorum.
Biliyorum.. Bi küsersem, bende ona sırtımı dönersem ev yerli yerinden oynayacak.
Ama küsmüyorum.
Beni bazen duvar yerine bile koymadığı oluyor.
Allah büyüktür ya elbet.. Kavuşacağımız günü bekliyorum.
Mahşerde hesaplaşacağımız günü.
Çıkacağım karşısına
Alacağım hesabını,
O zaman halleşir birbirimize açılırız elbet.. -
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder