Her yazı bir başkası okunsun diye yazılır. Misyonumun aretası yaptığım bu fikirle ajandalara hapsedilmiş yazıları burada canlandırmaya geldim. Hoş mu geldim ne yaptım zaman gösterecek. Ama siz pek hoş geldiniz. Blogta kullanılan tüm fotoğraflar şahsıma aittir.
25 Haziran 2015 Perşembe
Rüya
Kaburgalarım ağrıyor.
Bu ağrı ince bir sızı halinde devam ediyor. Yürek deli gibi atmaktan vidalarını gevşetti. Her çarpışında kapı gıcırtısı gibi inliyor. Aklım tüm mecaz anlamları barındırıyor. Sağduyum yavaş yavaş benliğimi terkediyor.
Ayık kalmaya çalışıyorum. Nafile. İşe yaramıyor.
Kulaklarımdan içeri süzülen ses titreşimleri beynimde değil yüreğimde bitiyor.
Tüm lakırdılar yüreğimi acıtıyor.
Sesler birer ok halinde yüreğin perçemlerini zımbalıyor. Uçuşmuyor artık perçemler. Salıncakta sallanan aklım beni çıkmazdan çıkarmıyor.
Tüm yardım istekleri beynimi es geçip sol yanıma ulaşıyor.
Sol yanım dar ağacında son sigarasını yakıyor.
Külleri sallanan perçemlere dökülüyor. Yolun sonuna gelmekle birlikte yeni başlangıça adım atıyorum.
Işık gözlerimi kör edercesine bana yaklaşıyor.
Yaklaştıkça Işığın ses titreşimlerini duyabiliyorum.
Kör olmama ramak kala sağır oluyorum. Artık ışığı duyumsayamıyorum. Işık tüm uzuvlarımı kaplamışken görebildiğim tek şey beyaz.
Bembeyaz bir boşluk.
Mesut olmanın tadına ilk burada varıyorum.
Huzur veriyor.
Yürek artık kan pompalamıyor. Sonsuz saadet vaat ediyor.
Sonra gözlerimi açıyorum, rüyamdan uyanıyorum.
Gerçek, bir mızrak gibi sol yanımı delip beni yatağa zımbalıyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder